kemal batanay hocamın bir yazısı vesilesiyle

üniversite yıllarımda süheyl ünver hocamın, kendisinden bana ders vermesini rica etmesi sayesinde talebesi olduğum, kemal batanay hocamdan:
ve inne lil’mütteqîne bi-hüsni meâb
Cennâtü adnin müfettehaten lehümü’l-ebvâb
ketebehu el-fakîr kemâl tilmîzi hulûsî “gufire” lehumâ
.
kasden meçhul sîgasında “gufire” okuyorum, “mutlaka mağfiret olundular” anlamında, gelecek zamana da delâlet edecek şekilde. işte büyük arap gramercilerinin dahi farkında olmadıkları bir hususa, yani arapçada da latincede olduğu gibi perfect ve imperfect zamanlar bulunduğuna, işaret etmek için bunu söyledim. elbette arapçam harikulade bir arapça değil, amma ve lakin ilim başka malumat başka. nitekim mevlana buyurmuş ki, “ez pey-i in âlimân-ı zî-fünûn/ güft yezdân der kitab lâ ya’lemûn!” 
İSAM başkanlığından ayrıldığım zaman (2002’de), geri zekalı bir ilahiyat profesörü, neşrettiği hatırat kitabında, “memleketteki tatilinden döndüğü zaman İSAM başkanlığından ayrıldığımı duyunca doğrusu sevindiğini (sic.)” yazmış. elbette memnun olacaktı; zira İSAM da başkanlık yaparken beni kızdırdıkları bir zamanda; alim olduklarını zanneden bu zevât hakkında, rahmetli profesör orhan okay’a, “sen beni tanırsın, bilirsin ki bu hocaların tamamımın bildiği kadar benim an-kasdin unuttuğum var!” dahi demişimdir. zira hakim senai üstadın dediği gibi,, “ulemâ cümle herze mîlafend!” gerçekten de, bizim bu okumuş yazmış insanlar takımı kibirlidirler, amma ve lakin, kendi sandıkları kadar yüksek anlayışlı filan değildirler. bu ülkede biraz arapça öğrenen ve bir kaç kitap karıştıran bir de profesör ünvanı olan her ilahiyatçı kendini ulema zümresine mensup zannediyor. neşredilmiş bir hatırat kitabında yazıldığı gibi, üzerime böylesine terbiyesizce gelinirse, benim de cehaletlerini yüzlerine çarpmakta tereddüt etmeyeceğim malumdur, böyle bir karakterim var ve bu huyum meşhurdur. elbette bunun zararını çok gördüm ve yaşadım ve halen de yaşamaktayım. amma ne çare, benim de, politik davranmamak, riya mezhebine aslâ revîş ü rağbet etmemek şeklinde bir hulk ü hilkatim var. “kul küllün ya’melu alâ şâkiletihi” buyurulmuştur. eğerçi, ol mertebe cahil değiliz; bizce de malumdur ki bu bâbda hikmet, şeyh sa’di üstadımzın işbu kel’am-ı kibarında meknûzdur :ben dahi riâyet etsem gerek: “bâ dôstân mürüvvet, bâ düşmenân müdârâ!…

Fotoğraf açıklaması yok.