ABOUT Şahin Uçar

 

 

.

    •    kültür bakanlığı websitesindeki biyografi:
    • http://www.kultur.gov.tr/EN,38966/ucar-sahin.html
      UÇAR, Şahin

      Poet and writer (b. 12 February 1949, Acıyurt / Sivas). He graduated from 4 Eylül High School and İstanbul University, Department of History (1972). His PhD thesis was Arapların Anadolu Seferleri / 640-750 (Anatolian Expeditions of the Arabs / 640-750, 1983). He worked as a music teacher at the school from which he graduated (1974).

      He became an specialist of Paleography and Epigraphy at Ankara University, Faculty of Literature, Department of Turkish Language and Literature (1976), an assistant of Islamic History at the Department of History (1977), an assistant professor at Selçuk University (1983) and then became an associate professor (1988). Afterwards he continued his career at Niğde University, Faculty of Literature and became professor of history (1993).

      He became a director of the Institute of Social Sciences (1977) and the Head of the Department of History. He was also vice dean and deputy rector at same university. He retired in 1998. Afterwards he worked as a manager at the Turkish Religious Foundation for a time. He is a member of National Geographic Society (the United States), the Writers Union of Turkey and the Professional Association of Scientific and Literary Work Owners of Turkey.

      His first article Orda Bir Köy Var Uzakta (There is a Village Faraway) was published in the newspaper Hizmet in 1967 and his other works have been published in publications such as Tohum, Yeşilay (1970), Hergün (1978), Yeni Düşünce (1987), Millî Eğitim, Millî Kültür, İlim ve Sanat, Türk Edebiyatı and S. Ü. Edebiyat Dergisi.

      He won the Writers Union of Turkey Thought Award with his work Tarih Felsefesi Açısından İslâmda Mülk ve Hilâfet (Property and the Caliphate in Relation the Philosophy of History) in 1992 and Varlığın Mana ve Mazmunu (The Meaning and Explanation of Existence) in 1995. He is also interested in calligraphy, gilding and music. Some of his compositions have been added to the repertoire of the Turkish Radio and Television Corporation.

      WORKS:

      POETRY: Şeydâ Divanı (Divan* of Şeyda, 1980), Rüya ve Gerçek (The Dream and the Reality, play in verse, as an appendix to the first edition of “The Collected Poems of Şeyda”, 1980), Hüküm Gecesi (Judgment Night, 1992), Malihulya (Melancholy, 1996).

      ESSAY-RESEARCH: Patterns and Trends in History (1986), Anadolu’da İslâm-Bizans Mücadelesi (The Fight Between Islam and Byzantium in Anatolia, 1990), Tarih Felsefesi Açısından İslâmda Mülk ve Hilâfet (Property and the Caliphate in Relation to the Philosophy of History, 1992), Tarih Felsefesi Yazıları (Commentary on the Philosophy of History, 1994), Varlığın Mânâ ve Mazmunu (The Meaning and Explanation of Existence, 1995), Tarih Felsefesi Meseleleri (Issues of the Philosophy of History, 1997), İnsanın Yeryüzü Macerası (The Earth Adventure of Mankind, 2003).

  • .
    “Şahin Uçar”, In the Encyclopedia of Turkish Classical Music

     Yılmaz Öztuna Üstadımız  1974 te Sivas 4 eylül Lisesinde Müzik öğretmeni iken gönderdiğim beste notalarını muhafaza etmiş; halbuki bu maddede zikrettiği bazı besteleri, çoktan beri ben bile unutmuştum . bunların bazılarını ben de ancak bu ansiklopedide verilen bilgiler sayesinde hatırladım ve 3 tanesinin notalarını hocam Kemal Batanay’ın İsamdaki arşivinden birkaçını da arkadaşlardan ve hatta internetteki kayıtlardan buldum. Ancak üstadın burada yazdığı maddede verdiği  biyografik bilgi detayında bir yanlış var. şöyle ki ben 1980 de Princeton Üniversitesinde sadece “sabbatical visiting professor” statüsü ile bulundum. herhangi bir ders almadığım gibi ders de vermedim. doktoramı döndükten sonra 1982 de Erzurum Atatürk Üniversitesinde tamamladım. bu ek bilgiyi, biyografime dair işbu bilgi yanlışını tashih etmek için arz ediyorum:
    • Yılmaz Öztuna’nın Türk Musikisi Ansiklopedisi’nin son baskısındaki “Şahin Uçar” maddesi:
    • UÇAR [Şahin] (12.2.1949) Tarih bilgini, şair ve Müzisyen. Sivas’ta Acıyurt’ta doğdu. Karapapak asıllıdır. Aileden ve çocukluğunu geçirdiği yerlerde Arapça ve Farsça öğrendi. İstanbul Üniversitesi tarih bölümünü bitirdi. Sivas’ta öğretmen (1973-76) olup sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne geçti. 1980′de Amerika’da Princeton Üniversitesinde yüksek ihtisas ve doktora yapıp (1983) Selçuk Üniversitesi’ne geçti, doçent (1989), profesör (1993) oldu. Niğde Üniversitesi’nde dekanlık ve rektör vekilliği yapıp emekliliğini istedi. Avrupa ve ABD’nde araştırmalarda bulundu. 2001 eylülünde İstanbul’da İslam Ansiklopedisi’ni de çıkaran Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi başkanı oldu. Türkiye’de tarih felsefesi branşının tek profesörüdür. Bu konuda, Emevi-Abbasi dönemi İslam tarihi konusunda Türkçe ve İngilizce kitapları olan seçkin bir fikir ve ilim adamıdır. Latince de bilen az sayıdaki tarihçilerimizdendir. Şeyda mahlası ile divan şiiri üslubunda şiirler yazdı. Türk edebiyatında divan sahibi son şairdir. Hattat ve müzehhibdir. Kemal Batanay’ın öğrencisidir. Tanbur çalmış, ney üflemiştir (kendisinden alınan bilgiler; notaları; Türk Edebiyatı Ans., madde Uçar; Öztuna, Türkiye Gaz., 9.2001).
    • Besteleri:
    • 1) Bestenigar Ağır Aksak Semai (Gönlümüzün hoşça bir elhanı var, belirtilmeyen bütün parçaların güfteleri bestekarındır), 2) Bestenigar Yürük Semai (Gülüm şöyle, gülüm böyle demekdir yare mu’tadım, Nedim); 3) Bestenigar Sofyan İlahi (Yar ü var Allahü Ekber), 4) Hüzzam Sofyan İlahi (Hak bir gönül verdi bana, Yunus), 5) Hüzzam Sofyan İlahi (Çıkdım erik dalına, Yunus), 6) Neva Nim Sofyan Nefes (Bilmek istersen seni, Hacı Bayram Veli); Şarkılar: 7) Acem-Aşiran Curcuna (Unuttuğum yıllar nerde o dünya?), Evc Curcuna (Çal söyle güzel nağmelerin mest-i müdam et), 9) Evc Yürük Semai Azeri üslubunda Türkü (Hangi yerde vurdular o maralı?), 10) Hüseyni Sofyan (Ey afet-i devran sana hayran olayım ben), 11) Hüseyni Sofyan Türkü (Ilgıt ılglt esen seher yelleri, Karacaoğlan), 12) Hüseyni Yürük Semai Türkü (Ay bala beri gel beri), 13) Muhayyer Sofyan (Aceb ol dilber-i rana), 14) Nihavend Sofyan Çocuk Şarkısı (Güneşin battığı anda), 15) Rast Düyek güftesiz Mehter Marşı, 16) Rast curcuna (Gisusuna can mübtela), 17) Rast Yürük Semai (Sleep my love), 18) Segah Yürük Semai Çocuk Şarkısı (El ele çocuklar), 19) Segah Türk Aksağı (Sırma saçlarına bağlıdır gönlüm). ilk parçasını 19.9.1971 ‘de, sonrakileri 1972 ve 1973 yıllarında bestelemiş, sonra bırakmıştır.
    • .
    • Türk Edebiyatı Ansiklopedisi: Şahin Uçar, Dergah yayınları c.8,1998
    • .
    • Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisinde:
    • cropped-cropped-nokta-e12926796054782.jpg
    • .
    • 16152-e1291321914842
    • ilk bestesi, 1970:
    •  
    • 1

      .

      • .
      • no images were found

      • .
      • 1981’de İran Azerbaycanı’nda neşredilen bir gazetede Şeydâ Dîvânı hakkında yazılan yorum:
          • Fürûğ-i âzâdî: “Şahin Uçar «Şeydâ» Türkiye’nin Klasik Ve Üstâd Şâiri”
          • Toplayan ve yazan: Yahyâ Şeyd’a,  İran, 1981

        • Şahin Uçar «Şeydâ» Türkiye’nin Klasik Ve Üstâd Şâiri

        Türkiye’nin ötmegim dilli ve klasik şe’r yazanı indi Şahin Uçar’dır ki, «şeydâ» tehallus edir. Onun şe’rleri ümumiyyetle eski kalıbda (aruz vezninde) olub, möhkem ve mazmunludur.

        Şahin uçar 1949′da Sivas’da anadan oldu. Boy atandan sonra 1972-nci ilde İstanbul Edebiyat Fakültesine ad yazdırıb tarih riştesinde fâriğ-i tahsil oldu.

        Üç il ondan sonra Sivas’da muallimçilik eyledi. Lakin bu bilikler onu kaani’ ede bilmeyib ulu ir’adesin ödemeyirdi. Bu sebebe göre, İstanbul’da talebe sırasında olub hususi ustadlardan hat-tezhib-şe’r-musiki ve tarih derslerin öyreşdi ve derin mütalielerle ikmâline çalışdı.

        1976′da Erzurum’da Atatürk Dânişgâhında Türk Dili ve Edebiyat Rişte(sinde) ders vermeye başladı ve bu riştelerin üstadı ta’yin oldu. İndi ise Şahin Uçar Edebiyat Dânişgedesinde islam tarihi(ni) ders verib ve tarih riştesinin asistanıdır.

        Onun şe’rler mecmuası «Şeyda Divanı» adındadır ki, 153 sehifeden ibaretdir ve öz yazdığı başlanışla Türkiye’de çap olub. Biz ona müveffekıyyetler dileyib ve daha da gabagcıl olmasını ulu tanrıdan arzu edirik. Ve megalenin gurtuluşunda iki parça şe’r ondan köçürürük; tâ azizokucularımız onun kudretine ve ihâtasına edebiyat ve şe’r aleminde vâkıf olsunlar:

        âşıkın îlhâmı

        ey gönül dünyâ sana vermez neşât

        gerdişinden eyle havf ü ihtiyât

        yârdan dûr olmasa şeydâ gönül

        halk ile men eylemezdim ihtilât

        koymadı öz hâlime bütler meni

        büt-perestem mezheb ü meylim galat

        âşıka ilhâm sendendir müdâm

        âşıkındır çünki var bir irtibat

        yâre kurbân eyle şeydâ cânını

        cândan cânâne varmakdır sırat

        tab’ı-mevzûn

        kûşe-i uzletde bağrım çâk çâk

        bî-kes ü bîçâreyem men derd-nâk

        her nefes bir dûd-i âhım var menim

        âteş-i dil böyle derd-i sûzinâk

        cânımı cânâne verdim almadı

        oldu cismim intizârından helâk

        belki yârim sîneme mihmân olur

        olsa cismim râh-ı cânân üzre hâk

        vasf-ı aşkın dinlemez bîgâneler

        var mı şeyda tab’ ı -mevzun, kalb-i pâk

      ·
    • Uçar’a Yeni Görev, Yılmaz ÖZTUNA (Türkiye Gazetesi, 2001)
  • .
    • .
    • Beşir Ayvaz’ın İslam Estetiği ve İnsan kitabında Şeyda Divanı

      1984’te Tercüman Gazetesinde

      Bir bilgi tashihi: Üniversiteye bir yıl geç başladığım doğru ama  bunun sebebi imtihan harcı değil:   ilk sene  üniversite imtihanına girmek yerine, yalnız özel imtihanla öğrenci alınan Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü imtihanlarına  girmeyi tercih etmiştim, akademide resim yapma kabiliyeti aranıyordu ve  ben baraj olarak konan resim imtihanını geçemedim.  Halbuki yalnızca Güzel Sanatlar akademisine  müracaat etmiştim. Resim imtihanında diskalifiye olup, elendim; diğer fakültelerin imtihanına girecek olsam, babam bana  harç parası verebilirdi elbette. Babam  kereste ticareti ile meşgul olurdu ve kolay ve iyi para kazanırdı, cimri de değildi, fakir de sayılmazdı.  Ertesi sene ise, üniversite giriş imtihanında, bütün fakültelere girebilecek kadar yüksek puanlar aldığım halde halde tarih felsefesi yapma idealim sebebiyle tarih bölümüne girdim. Ayrıca,  Ney, lavta, tar, kudüm gibi aletleri elime almışlığım vardır ama hiç birine emek vermedim ve hiç bir zaman ” iddialı” bir sâzende olduğumu söylemedim. Yani bu tasvirin mübalağalı ifadelerinden ortaya âdeta bir karikatür çıkıyor ki benim bu tuhaf karikatürdeki gibi gülünç iddialarım da yok; belki yazarın kötü niyetinden değil, ama üslubu böyle işte. Beşir Bey benden 5 yaş küçüktür ve taa  o ilk gençlik günlerimizden beri arkadaşım olduğu için, beni seviyor ve elinden geldiğince övüyor işte… Ne var ki, biz bu cemiyete çok yabancı ve garip kaldık, her kes gibi galiba Beşir Bey bile beni pek  anlamıyor. Mesela, ” İflah olmaz (ne demekse?)  bir Tolstoy hayrânı” olduğum doğrudur ve lâkin edebiyatı seven ve anlayan bir insanın…Tolstoy’a hayran olmaması mümkün mü, yani?

.

  • images

    bkz:Poetry:Bâyezid

  • bu kitabın önsözünden:
  • “Cumhuriyet döneminde Bâyezîd-i Bistâmî ile ilgili adam gibi şiir yazan şairlerin başında elbette ki Şahin Uçar’ı saymak gerekir. Hatta Şahin Uçar’ın bu konuda tek(-el) olduğunu söylemek gerekir. Bayezid-i Bistami’yi onun kadar okuyan, algılayan, anlatan ve yorumlayan ikinci bir şair yoktur. Şahin Uçar’ın şiiri zaten hemencecik bu konuda kendini belli ediyor ve kendine olan özgüvenle ‘ben buradayım’ diye sanatsal körleşmeyi huffâşlar gibi en alt-marjinal düzeyde yaşayan herkesin gözünü rencîde ediyor. Şahin Uçar’ın kitabımıza alıp  şerhettiğimiz şiiri olmasaydı, belki de bu kitabı yazma gereği duymazdım. yani bir anlamda bu eserin yazılmasına Uçar vesile oldu.”

  • .
  • 331985_2930808264142_1471518701_o
    mülk ve hilafet kitabı hakkında hakkında:
  • hakkin26
    hakkin30
  •    .
    • hakkin28hakkin30 
    •  
      • medinepolemik01
      •    Medine’yi Yeniden Kurmak,  A.T. AlkanPolemik dergisi, Ankara, 1992
      MedinePolemik011-756x800
  • İSAM sitesinde açılan Kemal Batanay arşivinden:

  • ve enîn’ün-nây yebkâ

    ba’de en yefna ‘l- vücûd

    Halil Cibran

    Rahmetli Kemal Batanay Hocamın müzik  arşivini hizmete açan İSAM çalışanlarını tebrik ederim. Bu arada, maalesef kaybettiğim  kendi bestelerimden 3 tanesinin notalarını rahmetli hocam muhafaza etmiş. Elbette kaybettiğim bu bestelerin notalarını Hocamın arşivinde bulmak beni ayrıca sevindirdi.  Ben bazı eserlerimi kaybetsem de, insanların kadirşinaslığı sayesinde, bazen böyle hoş sürprizlerle tekrar ortaya çıkıyor. Nitekim, hikayesini bu sitede de anlattığım üzere, kayıp bir kufi besmelemi, Prof. Dr. İbrahim Yekeler 40 yıl muhafaza etmiş. Medyûn u şükrânım. Şimdi bu besmelemi beğenen insanlar isterlerse, sitenin başında yer alan resmini kopyalayıp, printera bastırmak suretiyle kolayca edinebilirler. Artık bunlar mîrî mâli olmuştur vesselam.

    bu link ile Kemal Batanay müzik arşivine erişebilirsiniz

    .

    MULK-VE-HILAFETKitaplar arasında > Prof. Dr. ŞAHİN UÇAR. Mülk ve Hilâfet, 160 s., 4. baskı. İst. 2011 (ilk baskı Konya 1992, Şûle Yayınları, Şahin Uçar, tarih felsefesi gibi zor bir alanın hocası ve müellifidir. Doğu ve Batı’nın klasik ve aktüel büyük dillerini bilen, tasavvuf musikimiz bestekârı, tanbûrî ve neyzen, Türk edebiyat tarihinin dîvân sahibi son şairi, hattat büyük bir bilgindir. Verimli yazardır. Hayli değerli kitabın müellifidir. Karakteristik, az işlenmiş, münakaşalı konu tarih konularını işlemiştir. Bu eseri, Türkiye Yazarlar Birliği Fikir Ödülü’nü almıştı.

    • yilmazoztuna

      Yılmaz Öztuna

      08 Ekim 2011 Cumartesi

      .

    • divan-kapakta-fatiha-e1317113726272Kitaplar arasında…Prof. Dr. Şahin UÇAR, Dîvân, İst. 2011,160 s., 4. baskı (ilk baskı 1980), Şûle Yayınları.Tarih bilgini ve mütefekkiri Şahin Uçar’ın dîvân edebiyatımız tarzında şiirlerini toplayan bir kitap. Şahin Uçar, dîvân sahibi son şairimizdir. Daha çok Fuzûlî’ye nazîre şiirler içeriyor.
    yilmazoztuna

    Yılmaz Öztuna

    08 Ekim 2011 Cumartesi

     

  • Varlığın Anlamı, 3. baskı Şûle Yayınları, İstanbul, Ekim 2010

    .

  • Kitaplar Arasında, Yılmaz Öztuna, 
  • 20784790878_2498bf6abe_z-349x500Prof. Dr. ŞAHİN UÇAR, Varlığın Anlamı, 3. baskı, İst. 2010 (ilk baskı 1995), 176 s., Şûle Yayınları. Şahin Uçar,
    yilmazoztuna

    Yılmaz Öztuna

    08 Ekim 2011 Cumartesi

     

    tarihçi, filozof, mütefekkir, hattat, bestekâr, dîvân sahibi son şairimiz, tanbûrî, neyzen, pek çok kitabın yazarıdır. Tam mânâsıyle bir allâme’dir (erudit). Tarih felsefesi profesörüdür. Birçok Doğu ve Batı dillerine vâkıftır. Yukarıda sunduğum eseri, derin düşünceyi seven ve beğenen okuyucuyu cezbedecektir.

  • .
  • İstanbul TV, Nebukadnezarın Ru’yaları, 2004

    •  Tarih Felsefesi Meseleleri kitabına dair, Selim Çoraklı
    •  

    Kritik

     .

    3.gun_

    .

    2-gun1

    .

    • Şahin Uçar’ın Mâlihulyâsı, Osman Akkuşak (Yeni Şafak 28.01.2002)
    • scannedimage-33
       
    •      Gerçi Ma’nâ Âşikâr Oldu, Mehmed NİYAZİ, Zaman Gazetesi,
      MEHMED NİYAZİ  

      Gerçi mana aşikâr oldu

      Değerli dostum Prof. Dr. Şahin Uçar’ın Gelenek Yayınevi’nden “İnsanın Yeryüzü Macerası” adında kitabı yayınlandı. Çeşitli makalelerden oluşan kitap, “Türkiye’de Tarih Felsefesi Var mı?” sorusuna cevap arayan makale ile başlıyor, yakın zamana kadar başkanlığını yaptığı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM)’nde verdiği nefis konferansın metni ile sona eriyor.

       

      Ümid edelim ki, İSAM’daki başkanlığı döneminde, yeniden düzenlediği konferans salonunda Sayın İlber Ortaylı’dan, Sayın Ahmet Yüksel Özemre’ye kadar ülkemizin yetiştirdiği değerlere verdirdiği konferanslar kitaplaşır da daha geniş çevreler faydalanırlar.

      İlmin genç evladının ak saçlı ihtiyar olduğu düşünülürse, 1949 doğumlu Şahin Uçar gerçekten genç bir bilim adamıdır. Genç olmasına rağmen “Tarih Felsefesi Meseleleri”, “Tarih Felsefesi Açısından İslam’da Mülk ve Hilafet”, “Varlığın Mana ve Mazmunu”, “Anadolu’da İslam–Bizans Mücadelesi” gibi pek çok ilmi ve fikri kitap ve makalelere imzasını attı. Yanlış bilmiyorsam, ülkemizde tarih felsefesi ile Sayın Doğan Özlem ile Sayın Şahin Uçar ilgilenmektedirler. Elbette çeşitli makalelerde, lafın sırası geldikçe tarih felsefesinin konularına değinilmiştir. Ama milletimiz için lüzumunu idrak ederek, bu branşı detaylarıyla beraber bu iki ilim adamı ele almışlardır. Oysa bizim için, bilhassa bugün düştüğümüz yere niçin, nasıl düştüğümüzü, buradan nasıl kalkabileceğimizin tahlilini yapmak isteyenler bakımından en önemli kaynak tarih felsefesidir. Tarih Felsefesi, bir milletin mantalitesi, dini, bulunduğu coğrafya, zaman içinde yaşadığı maceralarla tarihi arasında irtibat kuran bir disiplindir. Neden milletimizin tarihi macerası çoktur da, kalabalık bir millet olan Çinlilerin o kadar değildir? Niçin Yunanlılar felsefeye, Romalılar hukuka önem vermişlerdir? Bunların ve benzerlerinin sebeplerini ancak tarih felsefesi ile ortaya çıkarabiliriz. İlimde geçmişi araştırmanın, aynı zamanda geleceğe dönük projeler elde etmek olduğunu bilirsek, işte o zaman tarih felsefesinin bizim için lüzumunu idrak ederiz.

      Uçar, sadece kuru bir ilmi idrake sahip değildir; ilmini tefekkür ile derinleştirebilmiş, sanatçı ruhu ile besleyebilmiştir. Genç yaşta kaleme aldığı “Şeyda Divanı”nın arka planında binlerce yıla varan kültür birikimimizi müşahede ederiz. Derin bir mısra, beyit aramaya gerek yok; hepsi birbirinden düşündürücü, ufuk açıcı; biribirinden derin fikir, mana ve hisle yoğrulmuşlar. Mesela rahmetli Fethi Gemuhluoğlu ağabeyimizin vefatına ebcet hesabıyla düşürdüğü tarihin ilk beyiti şöyledir: “Pür–hevesten murg–i candan hali kalmış bir kafes / maveradan geldi tekrar maveraya döndü ses”. Bazı edebiyat tarihçilerimiz divan edebiyatımızı Nedim ile sona erdirirler; bazıları da son örneklerini Yahya Kemal ile Mehmet Akif’in verdiklerini söylerler. Niçin aruz vezni ile şiir yazan Şahin Uçar o muhteşem edebiyatımızın günümüzdeki temsilcisi olmasın?

      İlim idrakli, sanatkar ruhlu Şahin Uçar, aynı zamanda Süheyl Ünver, Hattat Hamit, Hattat ve müzisyen Kemal Batanay gibi üstatlardan hat ve musiki dersleri almış, bu vadide de alkışlanacak ürünler vermiştir. Ankara Valiliği himayesinde “Hat ve Tezyinat Sergisi” açtığını düşünürsek, hiç değilse eserlerinin seviyelerini tahayyül edebiliriz. Yaptığı besteler de yetkili kurulca incelenmiş, TRT Musiki repertuvarına alınmıştır.

      İlim, tefekkür, şiir, hat, tezhip, musiki gibi çeşitli dallarda eserler veren Şahin Uçar hakkında “Keşke bir konuda ilgilenip, derinleşseydi.” dememiz mümkün değildir. Bu değişik dallarda verdiği eserleri gerçekten uzmanları incelese “On parmağında on hüner bulunan” bir alim, bir mütefekkir, bir sanatkar ile karşı karşıya olduklarını teslim ederler. “Mali hülya” adlı şiir kitabındaki ilk şiirinin ilk beyiti, onun şiir konusundaki yeteneğini ve gücünü bize gösteriyor:

      “Nihan ettim kelamım; gerçi mana aşikar oldu

      Söz oldu perde–i hüsnün; o perde vasf–ı yar oldu”

      Bu beyiti günümüzdeki şairlerin kaçı yazabilir; hatta anlayabilir. En dramatik şey büyük yeteneklerin onları anlayacak toplumda yaşamamalarıdır. Bu durumda onlar körler diyarında çakan şimşeğe benzerler. Çok şey aydınlattıklarını görmek için göz gereklidir. Ümid edelim ki Şahin Uçar’ın aydınlattıklarını görenler çıkar da, o ve onun gibiler, boşlukta kaybolup gitmezler, kültür hazinemizde bir renk, bir figür olarak yerlerini alırlar. Milletimizin çağlardan çağlara boy atması da buna bağlıdır.

       

      27.01.2003

    • .
    • Varlığın Mana ve mazmunu, Afet Ilgaz
    • İnsanın yeryüzü macerası, Mehmed Niyaziı
    • Modern bir İbni Haldun, Murat Güzel
    • “İslamda Mülk ve Hilafet”e dair, Çetin BAYDAR
    • Tarih Felsefesi Açısından Mülk ve Hilafet, Osman YORULMAZ
    • Tarih Filozofları ne anlatır? Abdullah Muradoğlu (Yeni Şafak gazetesi

  • ihl sözlük insana ve bilgiye hürmet eden sözlük

      1. şair, yazar, filozof, tarihçi, hattat, müzisyen, bestekar, müzehhib ve en önemlisi tarih felsefecisi diye tanımlanacak, iyi bir felsefe sahibi kişi, divan edebiyatının günümüz temsilcisi, trt repertuvarına besteleri kabul edilmiş bilge.i̇sam başkanlığı yapmıştır, şu an (nisan 2009) kosova international university of sarajevo ‘da.(bkz: tarih felsefesi ) açısından i̇slam’da mülk ve hilafet ve varlığın mana ve mazmunu (varlığın anlamı) eserleri ile türkiye yazarlar birliği tarafından “yılın fikir adamı” ödülünü almıştır.[link]

        benlik ve şuuru merkeze alarak varlık meselesini ortaya koymuştur. descartesi hatırlatır, ibn sina zorunlu varlık çıkarımını hatırlatır. paradoks mantığı ön plana çıkartır.

        kendi tarih felsefesini “mülk” kavramı ile oluşturmuştur. i̇bn haldun’un “asabiyet”ini hatırlayın. küreselleşme ile ulus devlet bitince dünyayı şirketelerin yönettiği genel kabulünü çok güzel ifade ediyordu bir röpotajında.

        türkiye’de “aydın/münevver” diye köşe yazarlarını arayanların, bu kişiden haberleri yoksa, daha çok gazete karıştırırlar derim. batı’da olsa idi nasıl tanınırdı acaba merka ediyorum.

        tarih felsefesi yazıları (sohbetleri) kitabında aklıma takılan bir husus şu:

        yazar paradoks mantığı önermektedir, fakat kelamı da bir yönden eleştirmekte; hatta kelamın “sıfatlar zatın ne aynıdır ne gayrıdır” ilkesini bu nedemek kabilinden sorgulamaktadır ve haklı olarak yeni bir ilahiyata/kelama ihtiyaç olduğunu söylemektedir. fakat aynı ilke paradoks mantığın gereklerine uygun düşmektedir. bunu izah etmesini isterdim.

        “(bkz: mekanda vacip olan, zamanda mümkün olur )” ona aittir.

      2. (mechul-x 02/02/2010 08:49)

      3. 1949 yılında sivas’ın acıyurt köyünde doğan prof. dr. şahin uçar, ilk ve orta öğrenimini sivas’ta tamamladı. yüksek öğrenimini de 1972 yılında i̇stanbul üniversitesi edebiyat fakültesi tarih bölümünde yaptı. 1973-76 yılları arasında sivas’ta öğretmenlik yaptı. klasik tarzda mürettep bir divan olan şeydâ divânı’nı öğretmenlik yıllarında sivas’ta tamamladı. şeydâ divânı ve hat çalışması sebebiyle, 1976’da, erzurum’da türk dili ve edebiyatı bölümü’nde paleografi ve epigrafi uzmanı tayin edildi.1980’de amerika’ya giderek princeton üniversitesi’nde araştırmalar yaptı ve i̇ngilizce öğrendi. 1983’de, prof. dr. hakkı dursun yıldız nezaretinde i̇slâm tarihi doktorasını tamamladı. şahin uçar, 1993’te selçuk üniversitesi’nde yardımcı doçent, 1989’da doçent oldu. aynı yıl, ankara valiliği himayesinde i̇l kültür müdürlüğü sergi salonunda “hat ve tezyînât sergisi” açtı. bu vesile ile yapılan röportajlarda, bazı hat ve tezhib eserleri gazetelerin kültür sayfalarında basılarak tanıtıldı. 1993’te profesör olarak niğde üniversitesi’ne geçti. dekan vekili, rektör yardımcısı ve sosyal bilimler enstitüsü müdürü olarak çalıştı. hâlen tarih bölümü başkanıdır

        1992’de türkiye yazarlar birliği tarafından tertiplenen “türkçe’nin i. uluslararası şiir şöleni”ne katıldı. aynı yıl tarih felsefesi açısından i̇slâm’da mülk ve hilafet isimli eseri ile, türkiye yazarlar birliği “yılın fikir adamı” ödülünü aldı. 1995’de “varlığın mâna ve mazmûnu” isimli eseri ile ikinci defa aynı ödüle lâyık görüldü. 1995’te türkmenistan’da yapılan “türkçe’nin 3. ulusararası şiir şöleni”ne ve 1996’da kıbrıs’ta yapılan “türkçe’nin 4. uluslararası şiir şöleni”ne katıldı.

        hat, tezhib, musiki ve şiirle meşgul oldu ve bazı eserleri i̇stanbul’daki talebelik yıllarında kitap kapağı olarak basıldı. bazı eserleri, repertuar kurulunca incelenmiş ve besteleri trt musiki repertuarı’na alınmış bulunmaktadır.

        (ejderin feryadi 26/04/2010 12:25)

        4. kadir mısıroğlu üstadın (bizim için kadir baba) tavsiye ettiği kitaplardan i̇slam’da mülk ve hilafet adlı kitabın yazarıdır.

    .

    İNTERNET sayfalarında iktibas edilen makale ve şiirleri:

  • .

    TÜRK TÖRESİ: Şâhid-i ma’nâ benim, kimdir asıl söz sahibi?

  • kaamet- i dildâr aceb tûbâ mıdır
  • ol hırâmân serv-kâd cânâ mıdır
  • tâ ezelden rû- nümâ peymânede
  • gördüğüm hüsn ol gül- i ranâ mıdır
  • bilmezem dünyâ vü mâ- fîhâ nedir
  • lâ mıdır illâ mıdır leylâ mıdır
  • ser-hoşam döndükçe dünyâ bâşıma
  • dil kıyâm etmekde bi-pervâ mıdır
  • yâ niçün dönmektedir çarh- i ezel
  • âşık- ı zârın gibi şeydâ mıdır

Ayni gazel Şeydâ Dîvânı’ndan iktibas edilerek osmanlıca hurufata çevrilmiş ve bir blog sitesinde neşredilmiş: kaamet-i dildâr acab tûbâ mıdır?:

دنيا و ما فيها نه دير ? لا ميدر الا ميدر ليلا ميدر

  • قامت دلدار عجب طوبى ميدر
  • اول خرامان سرو قاد جانا ميدر
  • تا ازلدن رو نما پيمانه ده
  • گورديغم حسن اول گل رانا ميدر
  • بلمزم دنيا و ما فيها نه دير
  • لا ميدر الا ميدر ليلا ميدر
  • سرخوشم دوندوكچه دنيا باشمه
  • دل قيام ايتمكده بيپروا ميدر
  • يا نيچون دونمكته در چرخ از
  • عاشق زارڭ گيبى شيدا ميدر
  • شاهين اوچار

شيدا ديوانندان

وقت تحرير 17:16 محرّر محمد سوگلىنوعى 

2 Yorum:

Adsız dedi ki…
!يا لها من ابيات عظيمة
إن تسألني ان الدنيا “لا دير لمن لا يطلبها و ليلا دير لمن يذوب مثل الشمع بألم الحبإضافة الي ذلك أتمني لك اليسر في خدمتك الوطنمع السلامة
Cumartesi, 24 Kasım, 2007
محمد سوگلى dedi ki…
شكرا يا أخى . نعم الدنيا لادير بعضا و ليلا در بعضا.و انا اتمني لك اليسر في كل امورك
Cumartesi, 24 Kasım, 2007
.