Röportaj / Hakikate talip bir yolcuya dönüşmek: Prof. Dr. Şahin Uçar

Karabatak Dergisi olarak 3. sayımızda Prof. Dr. Şahin uçar ile röportaj yaptık. Sanal ortamda sorularımızı yazılı gönderdik, cevapları yazılı aldık. Tarih felsefesi alanında Türkiye’deki en yetkin kişi olarak kabul edilen Şahin Uçar, aynı zamanda bir şair ve sanatın pek çok alanında eser vermiş bir şahsiyet. Yazarın fikir hayatının en netameli meselelerine odaklanan eserleri, külliyat halinde Şûle Yayınevi tarafından yayınlanmaktadır. http://www.karabatakdergisi.com/roportaj/hakkate-talp-br-yolcuya-donusmek-prof-dr-sahn . Röportaj / HAKİKATE TALİP BİR YOLCUYA DÖNÜŞMEK, PROF. DR. ŞAHİN UÇAR   27.11.2014 Mehmet Akif Tunç 0 Yorum HAKİKATE TALİP BİR YOLCUYA DÖNÜŞMEK, PROF. DR. ŞAHİN UÇAR Fotoğraflar: Fatih Korgan   Karabatak Dergisi olarak 3. sayımızda Prof. Dr. Şahin uçar ile röportaj yaptık. Sanal ortamda sorularımızı yazılı gönderdik, cevapları yazılı aldık. Tarih felsefesi alanında Türkiye’deki en yetkin kişi olarak kabul edilen Şahin Uçar, aynı zamanda bir şair ve sanatın pek çok alanında eser vermiş bir şahsiyet. Yazarın fikir hayatının en netameli meselelerine odaklanan eserleri, külliyat halinde Şûle Yayınevi tarafından yayınlanmaktadır.   Divan Edebiyatı Sempozyumunda yaptığınız “Mazmun ve Dil Felsefesi” adlı konuşmada; “Düşünmenin, hatta filozoflar için bile, neredeyse imkansız sayılacak kadar zor olduğunu semantik temellerine gönderme yaparak söyleyebilirim” diyorsunuz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?   Varlığın anlamı kitabımda (s.58), “şüphesiz her sözün bir ma’nâsı ve mazmunu olması gerekir ve semantik […]

Continue reading

7 Conferences about philosophy of history:

Prof. Dr. Şahin Uçar 23 Ekim 2009 da Atatürk Kitaplığında Tarih Felsefesi Konuşmalarına başladı…Prof. Dr. Şahin Uçar İstanbul Atatürk Kitaplığındaki Tarih Felsefesi Konuşmalarının İkincisini 24 Kasım 2009 da Yapmıştır.  bütün tarih felsefesi konuşmalarını izleyebilmek için aşağıdaki linke bkz: 7 Conferences about philosophy of history: .

Continue reading

Cyber War: National Security Threats

National Security Threats: Former National Security Advisers Zbigniew Brzezinski and Brent Snowcroft testified at a Senate Armed Services Committee hearing on threats to U.S. national security.   I APPRECIATE THE OPPORTUNITY TO PRESENT SOME OF MY VIEWS ON ISSUES THAT THE CHAIRMAN AND RANKING MEMBER HAVE LAID OUT IN THE WORLD, WHICH IS DIFFICULT FOR ALL OF US. MY OPENING COMMENT HOPE CAN CONTRIBUTE TO YOUR DELIBERATIONS OVER SOME VERY VEXING ISSUES AND CHOICES THAT WE HAVE. THE WORLD WE LIVE IN IS FULL OF PROBLEMS. SOME OF THEM SEEM TO RESULT FROM NEW OR NOVEL PORTIONS AND INFLUENCES AND I INTEND TO FOCUS ON THEM. LET ME BEGIN MY COMMENTS WITH JUST A FEW WORDS ABOUT THE COLD WAR. THE COLD WAR WAS A DANGEROUS TIME IN OUR HISTORY WHERE PROBLEMS ABOUNDED. A MISTAKE COULD HAVE RESULTED IN A NUCLEAR WAR, BUT THE COLD WAR HAD ONE ADVANTAGE. WE KNEW WHAT THE STRATEGY WAS. WE ARGUED MIGHTILY OVER TACTICS, BUT WE WERE ALWAYS ABLE TO COME BACK TO WHAT IS IT WE ARE TRYING TO DO THEM A AND THAT WAS CONTAINED THE SOVIET UNION UNTIL SUCH TIME AS IT CHANGED AND THAT HELPED ENORMOUSLY IN GETTING US THROUGH […]

Continue reading

Consciousness and Identity

A look at how emerging concepts in science & technology could disrupt our most our understandings of identity, consciousness, and free will. This is the 5th episode of the Existential Crisis series which looks at concepts like Transhumanism, Life Extension, the Simulation Hypothesis, the Doomsday Argument, and the Anthropic Principle. Consciousness & Its Variations part 1 of 2 8/26/15 What is Consciousness ? – Three Stages of Consciousness |

Continue reading

22.Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi Tolstoy’un Rüyalarına Çağdaş Yorumlar video+text

. TOLSTOY’UN RÜYALARINA ÇAĞDAŞ YORUMLAR . Merhaba arkadaşlar, hoş geldiniz! Ben sözlerime başlamadan önce hâzırûnu hürmetle, muhabbetle selamlayım. Ama bilmiyorum, ben de çalabilecek miyim zamanınızdan, pek de uzatmak istemiyorum. Zaten, “niçin bir sosyal psikiyatri kongresinde Tolstoy’un rüyalarına, hem de yorum/rüya tabiri yapılır?” diye merak edenleri hemencecik bir nebze rahatlatmak için söyleyeyim. Niye Tolstoy ve neden rüya tabiri? Ben tarihle uğraşırken tarihi bırakıp oradan tarih felsefesine, oradan da rüya tabirlerine geçtim elbette; ancak rüya kelimesini -Arapça orijinalinde olduğu gibi- geniş anlamda kullanıyorum; yani, rü’yet, rü’ya görmek demektir, görüş demektir. Her nevi dünya görüşü, geniş çaplı vizyon dahi bir rüyet sayılabilir. Ben, biri çocukluk çağlarından biri de olgunluk çağlarından Tolstoy’u en çok etkileyen iki önemli rüyasını yorumlayacağım size. Peki ama Tolstoy bir romancı, yani, “bize ne adamın yüz sene evvel gördüğü rüyalardan?” diyebilirsiniz? Fakat Türk milleti birçok konuda maalesef yeterli bilgiyi elde edemiyor; Türkçenin koyduğu sınırlamalar, siyasilerin koyduğu sınırlamalar yüzünden. Sadece bir romancı değildir Tolstoy, aynı zamanda bir tarih filozofudur. Ben nasıl tarih felsefesi ile uğraşıyorsam o da tarih felsefesi yapmış bir adam ve bu yönüyle Batılılar tarafından çok önemsenmiş, hakkında kitaplar yazılmış bir adam. Binaenaleyh, ben de tarih felsefesiyle uğraştığım için, Tolstoy’un bir tarih filozofu olarak dünya ve insanlık rüyeti hakkında, […]

Continue reading

21. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi- Tarih Şuuru video +text

.           Numan Hoca: İlkini arzu edenler kendileri web sayfasını hocanın bulabilirler sahinucar.com.tr adresinden. Ben çok yine zamandan çalmamak adına sözü sahibine bırakayım. Kendisinden bu akşam tarih şuurunu dinlemek istiyoruz. Hocam tekrar katkınız için, buraya geldiğiniz için size de teşekkür ediyoruz. Hoş geldiniz.             Şahin Hoca: Peki ben de teşekkür ediyorum dinlemeye gelmişsiniz, zahmet etmişsiniz. Bir önceki konuşmacının konuştukları arasında benim de işaret etmek istediğim birçok husus vardı. Maalesef gördüğüm kadarıyla kendisi terketti, biraz erken gitti tabi işi bitince. Zaten zamanımdan da epeyce çalmış olduğu için… Yani şimdi artık söyleyeceklerim aslında onun söyledikleriyle ilgili olabilir. Öyle gireyim ben de, duvar metaforundan gireyim,  madem duvardan bahsediyor bu zat dedim. Ben de kendi açımdan bazı katkılarda bulunmak isterim dedim ama şansı yokmuş, erken terk etmiş oldu. Gene de ben öyle başlayayım söze. Ben genellikle irticalen konuşurum ve o andaki gelen ilhamıma tabi olarak. Ee baktım benim saatimde adamcağız işte duvar, üçüncü alan örnekleri veriyor. Bizim de bu konuşacağımız meselelerle ilgili şeyler tabi bunlar. Dolayısıyla ben de kendi düşüncelerim zariyesinden bir iki şey söyleyeyim diye aklımdan geçti. Gerçi artık şeyi de kalmadı, şıklığı da kalmadı ama gene de madem öyle niyetlendim öyle başlayayım izninizle.             Ben tabii tarih felsefesiyle ilgilendiğim için insanlığın geleceği […]

Continue reading

Fâtiha sûresi ve tezhibinin kompozisyon safhalarına dair

Fâtiha Sûresi fâtiha sûresi ve tezhibi son haline gelinceye kadar 1973-2010 yılları arasındaki 37 yıla yayılan bir kompozisyonun safahâtı, ve her bir safhanın ayrı bir hikayesi var:   samatya, 2016 . .   divanın 3. baskısı vesilesiyle tashih edilmiş son haliyle, istanbul, 2010, kitabın kapak dizaynında kenar çerçevesi olarak: mâkılî kûfî yazıyla allah/muhammed . . fatiha ve deymumet nazariyesi (continuum hypoyhesis) istanbul, 201o     fâtiha’daki elif-lam harflerinin deymûmet nazariyesi gibi içiçe geçmeli olarak  istifi erzurum 1977, içindeki gülün tasavvuru, aslında istanbul 1978 tarihinde lutiye turhan demireli ustanın ud için gül siparişi sebebiyle çizilmişti.       – fatiha yazısına meyil verilmiş hali, İSAM Başkanı iken, 2001 1980. fatihanın içine rûmi eklenmiş, divanın ilk baskısının kapağı için dayım necip dinç’in sivastaki mimarlık bürosunda rotring kalemle çizdiğim hali… fatiha eklendi, erzurum edebiyat fakültesi tarih bölümündeki odamı nakışhane gibi kullanarak ve Burhan isimli bir talebemle birlikte çalışarak, 1977  erzurum 1977, tezhib kısmının tahih ve ikmâli İstanbul’daki Kuşak Matbaasının sahibi Hanefi Polat’ın kartpostal siparişi vesilesiyle çizdiğim ilk desenin bakır tabağa işlenmiş hali, sivas, 1973      

Continue reading

Tarih putu ve Modern Dünya: AYDINLARIN İHANETİ

  PROF. DR. ŞAHİN UÇAR Akira Kurosowa’nın Raşomon filmini gördünüz mü? Bir adam ve karısı Japonya’da bir ormandan geçerken haydudun biri bunlara saldırıp, adamı öldürüyor ve kadına tecavüz ediyor. Bir köylü de bunları görüyor ve iş olup bittikten sonra, ölen adamın yanına gidip üzerindeki değerli hançeri aşırıyor. Haydut yakalanıp mahkemede yaptıklarını itiraf ediyor.Ancak mahkemede yaşadıklarını anlatması istenen kadının anlattıkları ile haydudun anlattıkları ve köylünün anlattıkları, hatta (bir şaman vasıtasıyla ruhu davet edilen ve bu medyumun ağzından) öldürülen adamın anlattıkları, her biri vakayı kendi açısından anlattığı için, hiç birbirine benzemiyor.OLAY GALİBA BAĞDAT’TA GEÇİYOR/DU!Filmi kasten böyle kabaca hulasa ediyorum ve demek istiyorum ki insanlığın tarih malumatı da bunun gibidir. Tabii ben bu kadar kısaltarak hulasa edince, filmin neye benzediği hakkında pek fikir vermiyor.Buna benzer bir “özlü” anlatım da Woody Allen’dan. Üstada hızlı okuma kursları hakkında fikrini sormuşlar. “Haa, ben hızlı okuma kurslarına gittim, gerçekten çok işe yarıyor. Tolstoy’un Harp ve Sulh’unun 4 cildini yarım saatte okudum: Aklımda kaldığına göre olay Moskova’da geçiyordu” demiş.Bizim tarih hakkında bildiklerimiz de böyledir işte: Dört cildi dolduran sayısız cümlenin yukardaki bir cümlelik özeti gibi. Ben şimdi Raşomon’un konusunu anlattım, ama filmi görmeyenler, acaba görmüş gibi mi oldu?Yaşanan Irak harbinin yıllardır sürdüğü ve bütün dünyada konuşulduğu malum; bu […]

Continue reading

İnsan, Varlık ve Zaman

   İnsan, Varlık ve Zaman… 2000 yılında Ankaradaki felsefe kongresinde sunulan tebliğ metni… ve İSAM sitesindeki  arama  linkinden erişilebilen pdf metni…   Prof. Dr. Şahin Uçar   Varlık bahsine epigraf olarak Kur’an’dan bir âyet hatırlıyorum; “Bismillah ir- Rahman ir-Rahim. Ve lillâhi’l-maşrıku ve’l-mağrib. Fe’eynemâ tuvellû fe-semme vechullah” : “Doğu da batı da  Allah’ındır.Hangi yöne dönersen dön, derhal Allah’ın yüzü ile karşılaşırsın” (el-Bakara 2/115). “On Emir”in 1.Emri: “Senin Rabbin olan Hakk benim, seni Mısır’dan, kölelik evinden çıkaran Rabbin. Benim önümde başka Tanrılara tapmayacaksın” (Çıkış 19/2-23).   Benlik Meselesi İnsan ve benliği meselesi bana  Thomas Aquinas tarafından kullanılan Latince bir özdeyişi hatırlatıyor; “ego sum qui sum”: yani, ben “ben olan”ım, ben benim, ben ne isem oyum.”  Derler ki Tanrı, Tûr-i Sînâ’da konuştuğu zaman Mûsâ’ya, “ben ben olanım, yani hakikat benim” demiş. Senin Tanrın yalnızca benim; ya’ni “ki ben hakkım hakikat cümle benim.” Bu söz, zihnimde Hallâc-ı Mansûr’un söylediği, “to say the unsayable/ söylenemezi  söylemek” makamındaki “Enel-Hakk/hakikat benim” deyişi ve sûfilerin, “men arefe nefsehu fekad arefe rabbehu/nefsini bilen rabbini bilir” sözü gibi tedailer uyandırıyor.  Bu sebeple,  sözlerime epigraf olarak İlâhî Benliğin bütün varlığı istila ettiğini veya bütün varlığın ondan ibaret olduğunu gösteren bir  Kur’an âyetini ve “On Emir”den de, Yahova’nın Mûsâ’ya “başkalarına tapmayacaksın, senin (Hakk […]

Continue reading