DER SALAVÂT Ü NA’T-I NEBÎ

mütefâilün, mütefâilün

“Beleğa’l-ulâ bikemâlihi
Keşefe’d-Dücâ bicemâlihi
Hasunet cemîu hisâlihi
Sallû aleyhi ve âlihi”
.
“Erişir göğe, o kemâl ile
Gece nûr olur, o cemâl ile
O kemâl, o hüsn-ü hısâl ile
Salavat ona, dahi, âline
Sallû aleyhi ve âlihi”
.
Ne zemindedir, ne zemandadır
Ne Medine’de, ne Kenan’dadır
O gönüldedir, gönül ondadır
Adı dildedir, dil o candadır
Sallû aleyhi ve âlihi
.
Ne Medinede, ne de Mekke’de
Ne bu câmide, ne o tekkede
Ne kilîsede, ne de Büt-gede
“O gönüldedir!” O gönülde, de
Sallû aleyhi ve âlihi
.
Hani ey gönül, eremez misin?
Nicedir bu yol, göremez misin?
Yolunâ başın veremez misin?
Gecenin izin süremez misin?
Sallû aleyhi ve âlihi
.
Kokusun alıp, o Gül–Ahmed’in
Nitekim bu na’t-ı Muhammed’in
‘Ere cennete, gülümüz’ dedin,
De ki aşk ile, salâvat edin
Sallû aleyhi ve âlihi.
.
..arapça salavat Şeyh sadi-i Şirazi’nin Gülistan’ı, ayni vezindeki na’t ise şahin uçar’ın “sen şarkını söyle” kitabından

Scroll to Top