VIRTUAL ACADEMIA

Scientific specialist who knew more and more about less and less and philosophical speculator who knew less and less about more and more. In culpa est animus qui se non effugit unquam: that mind is at fault which never escapes itself

design

fatiha, 2011

fâtiha, 2011

seven pillars of wisdom

art, religion, philosophy, science, history, gnosticism, philosophy of history

per aspera ad astra

Topics Home

TRT Arabic-Tolstoy

Prof. Dr. Şahin Uçar’ın TRT- Arabic televizyonunda katıldığı program

Continue reading

TRT Arabic

Prof. Dr. Şahin Uçar ile TRT- Arapça kanalında yapılan röportajın videosu…

Continue reading

Alienation (Yabancılaşma)

G. Petroviç Encyclopedia of Philosophy’den tercüme edilmiştir. “Alienation” tabiri günlük hayatta olsun ilim ve felsefede olsun bir çok farklı ma’nâda kullanılmaktadır; bu ma’nâların çoğu kelimenin morfoloji ve etimolojisinin gösterdiği daha geniş bir mânânın çeşitli tezahürleri olarak (modification) kabul edilebilir – bu ma’nâsı ile alienation, bir aksiyon veya aksiyonun neticesidir ki bu suretle bir şey veya kimse, bir başka şeye veya […]

Continue reading

TEKÂMÜL EDEN CEMİYETLER ve FERTLER

A. J. Toynbee’den tercüme edilmiştir. Eğer tekâmülün mikyası self-determinasyon ise ve self-determinasyon da, self-articulation (kendini ifade etme) ma’nâsına gelirse, bu demektir ki biz öyle bir tekâmülü tahlil edeceğiz ki, iyice araştırıldığı takdirde, bu tekâmül prosesi içindeki medeniyetlerin kendilerini gittikçe daha mütekâmil bir tarzda ifade etmek suretiyle gelişmeye devam ettikleri görülecektir. Umumiyetle aşikâr olarak bellidir ki medenî tekâmül halindeki bir cemiyet, […]

Continue reading

Babil Kralı Nebukadnetsar’ın Rüyalarına Çağdaş Yorumlar

Bismillâhirrahmânirrahîm “külle yevmin hüve fî şe’n: (O, her gün bir şe’niyet içredir: kâinatı her an yaratmaya devam eden bir Hallâk’ı dâimdir.)” Kur’an-ı Kerim Hz. İsa buyurmuştu ki “gözlerinin önündekini tanı, görmediğin de sana ilham olunacaktır.” Gözlerimiz önündeki dünyaya baktığımızda ne görüyoruz? Gördüğümüz ve yaşadığımız dünyayı nasıl yorumlamamız gerekir? Kısaca, insanlara ne oldu? Çağdaş hayat birçok görünüşü itibariyle bir kabusa, kötü […]

Continue reading

1. Benlik Meselesi: Ego sum qui sum

  Benlik Meselesi: 1.1.“ego sum qui sum”( I am that I am): “Ben, Ben’im.” “Bismillah ir- Rahman ir-Rahim. Ve lillâhi’l-maşrıku ve’l-mağribu Fe’eynemâ tuvellû fe-semme vechullâh” Şark da Garb da Allah’ındır. Ve hangi yöne dönüp baksan orada, derhal  Allah’ın yüzü ile karşılaşırsın” (el-Bakara 2/115). Ben, benim” diyerek, söze bu “Benlik” kavramı ile başlıyoruz; çünkü, Benliğimiz etrafındaki dünyayı idrâk ederken, yalnızca dış dünyadan alınan bir takım […]

Continue reading

TRT Arabic TV-İnsanın Yeryüzü Macerası

  TRT ARABIC TV İnsanın yeryüzü mâcerası hakkında röportaj TRT

Continue reading

“Düşünceler” Konferansı

Düşünceler konferansı, Cumhuriyet Üniversitesi,  Sivas, 17.5.2012 Zavil İlahi – Söz : Şahin UÇAR, Müzik Erol BAŞARA

Continue reading

Şarkı söyle bana, gözlerimi al…

Şarkı söyle bana, gözlerimi al…”Gannî lî ve huz aynâyî”(*) I. Sonsuzluğun ufkundaki kuşlar Her sırrı bilir, vakti bilirler Yağmur kokusundan mıdır onlar? Onlar ki gelir, gerçek olurlar Teşbihteki bir “sırr” gibi düşler Kalbin dilidir, kalbe gelirler Bak kalbine yalnız gezen avcı Gönlündeki dağlar gibi yalnız Sonsuz göğün ufkundaki dağlar Andıkça geçen demleri ağlar Sonsuzluğun ufkundaki kuşlar “Kuşlar mıdır onlar ki […]

Continue reading

şâhid-i mazmûn menem dîger nîst…

Bismillâhi ve’l-hamdü lillâhi alâ külli hâl. Ve’s-salât ü ve’s-selâm alâ Muhammedin il-mübeşşer fî’l- İncîl. Ve kâne vasfihi Faraklit… Allah adıyla ve içinde bulunduğumuz her hâle hamdolsun. Ve Salât ü Selâm Muhammed’e ki İncîl’de müjdelenmiştir. Ve vasfı da “Faraklit” (Paraclitos) idi.. Faraklit, “sığınacak bir liman”, bir “rahatlatıcı kişi” ma’nâsına da gelirmiş; hattâ derler ki bu kelâmın “mazmûn”u, “Ahmed” ismini de tazammûn […]

Continue reading

solus ipse : solipsizm (yalnız ben varım)

2. solus ipse (I alone), yalnız ben: men menem dîger nist. (ben benim, benden başka bir şey yok) “Since we can not change the reality, let us change the eyes which see it.” “madem ki realiteyi değiştiremeyiz; o halde, haydi onu gören gözleri değiştirelim.” A Byzantine Mystic Şimdi, en başta zikrettiğimiz  rübaiye dönerek,  benliğin varlığı hakkında bir şüphe ifade eden o mistik tavrı tekrar hatırlatmak […]

Continue reading

2.2. Solipsizm, Mantık ve Gerçeklik Teorileri:

“Sapiens nihil affirmat quod non probet.” “Akıl isbat edilmeyen şeyi tasdîk etmez” “Felix, qui potuit rerum cognoscere causas”: “Mutludur, o kimse ki nesnelerin sebeplerini öğrenmeye (bilmeye/fark etmeye) muktedirdir.” Lucretius Söze başlarken naklettiğim rübaide, “bir perde var anda ne konuşsak sen ü ben /çün perde iner andâ ne ‘sen’ var ne de ‘ben’ ” şeklinde söylendiği üzere, şimdi yeniden, işbu fânî […]

Continue reading

Nosce te ipsum: kendini bil

1.2. “Ego sum qui sum”: “Ben Benim” “Nosce te ipsum”: Sen kendini bil… “Hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi hür kılacak” Hz. îsâ “Bir zamanlar bir şehzade vardı; bebeklik çağında kendi şehrinden sürülmüş, bir ormancı tarafından büyütülmüş ve bu şartlar altında olgunluk çağına erişmiş olduğu için; kendisini birlikte yaşadığı bu barbar ırka mensup birisi zannediyordu. Bir gün babasının vezirlerinden birisi onu […]

Continue reading

KANİ KARACA ve GEÇMİŞ ZAMANLAR

  . (Yedi İklim Dergisi, 1992, s. 31) “Halk içre bir âyine var Herkes bakar bir ân görür Her ne görür kendi yüzün Ger yahşi ger yaman görür.” Dede Ali Şir-i Ganî, Nühüft makamında durak Bir zamanlar, ben henüz lise talebesi iken, Refi Cevad Ulunay (galiba bir Kur’an-ı Kerim okuma yarışması ile ilgili olarak) Kani Karaca’dan “İslâm Bülbülü” diye bahseden […]

Continue reading

MUSİKİMİZİN BUGÜNKÜ HALİ

(Türkiye Yazarlar Birliği Yıllığı, 1989) “Üç türlü münekkit vardır. Birincisi hiç bir kaide bilmez, Sadece tabii zevkine ve alışkanlıklarına göre hükmeder; İkincisi, kaideleri bilir ve onlara göre hükmeder; Üçüncüsü, kaideleri bilir ama, o kaidelerin üzerindedir. Tatmin etmeniz gereken bu üçüncü tip münekkittir. Ondan sonra tabii zevkine göre hükmedenler gelir. Sırf kaidelere göre tenkit yapan münekkit ise, daima aşağılanmalıdır…” Dr. Johnson […]

Continue reading

DUNE: Çöl…Mejnun’s letter to Layla

Çöl…Mejnun’s letter to Layla . A poem written  by Anne Marie Schimmel

Continue reading

“Şeyda Divanı"ndan “VARLIĞIN MÂNA VE MAZMÛNU”NA

Asıl uzmanlık alanı Ortaçağ İslâm Tarihi olan Şahin Uçar’ı okurken nedense aklıma arif Nihat Asya’nın; “Yeryüzünde yer beğen/Nereye dikilmek istersen/Söyle seni oraya dikeyim!” dizeleri takılıyor. Şahin hocanın ne ile uğraşmadığını kestirmek doğrusu güç. Şiirden felsefeye, mantıktan ilahiyata uzanan yoldaki pek çok durakta, “teşehhüt miktarı”ndan, “ordunun sefer hazırlığı”na kadar kalabiliyor. Şahin Uçar’ı ne zaman okumaya başladım, bilemiyorum ama onu her okuyuşta […]

Continue reading

mazmun ve dil felsefesi açısından ehemmiyeti, konuşma metni

mazmun ve dil felsefesi açısından ehemmiyeti[1]   Şahin uçar, mazmun ve dil felsefesi açısından ehemmiyeti üzerine konuşacak. Buyurun[2]   Efendim, Evveli, âhiri, Zâhiri, Bâtını ve bütün hâzırûnu hürmetle ve muhabbetle selamlayarak, kelâma, âdet-i dirînem üzre, besmele hamdele ve salvele ile başlayacağım. Çünki ben, bir divân edebeyatı profesörü olarak değil, evvela bir divân şairi olarak bulunuyorum burada: o uslupla konuşacağım.   Bismillah’ ir-rahman’ ir-rahim, […]

Continue reading

Türkçe teferrüatlı biyografi

C.V. Prof. Dr. Şahin Uçar Doğum yeri ve tarihi: Acıyurt, Sivas, 1949, Turkiye. Tahsili: Doktora: “Arapların Anadolu Seferleri M.S 640-75O.” Erzurum, 1982. (İlk Türkçe baskısı: Anadolu’da İslam-Bizans Mücadelesi, İşaret Yay., İstanbul,1992). Master: Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Erzurum, 1979. B.A. : İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Tarih Bölümü, İstanbul, 1972. Hususi Tahsili ve Hocaları: Kaderin bir cilvesi […]

Continue reading

Türk Musikisi Ansiklopedisi hakkında

Ansiklopedi’nin Yeni Baskısı Vesilesiyle Bazı Hatıralar “unutulsa bile bütün şarkılar kalır mı yankınız, ey hatıralar?” Büyük Müzikolog,Tarihçi ve Jenealogist Yılmaz Öztuna’nın Musiki Ansiklopedisi’nin Orient yayınları tarafından ” Türk Musikisi- Akademik Klasik Türk Sanat Musiki’sinin Ansiklopedik Sözlüğü” ismiyle yapılan yeni neşri hakkında görüşlerimi arz edeceğim. Sözlerime, bu ansiklopedi vesilesiyle aklıma en önce gelen tedai ve hatıralarla başlamak isterim: üstatlar ve tilmizleri […]

Continue reading

‘Sanal Medeniyet’: Sanal Dünyaların Sanal Meseleleri: Medeniyetler Çatışması mı, Medeniyetin Sonu mu?

Son zamanlarda entellektüeller arasında, isimleri cisimlerine delalet etmeyen tuhaf  kavramlar hakkında hararetli tartışmalar var: “tarihin sonu”, “medeniyetler arası çatışma”, “medeniyetler arası diyalog”, “dinler arası diyalog” ve saire, vs… İnsanlar medeniyetlerin çatışmalarından bahseden toplantılar düzenliyorlar. Güzel de, hangi medeniyetlerin çatışmasından bahs ediyorlar; yahut medeniyet derken hangi efsanevi “Mağrib-i Ankaa” kuşunu kasdediyorlar acaba? Bu medeniyet kelimesi çok telaffuz ediliyor; amma bu ism-i […]

Continue reading

Tenkidlerin Tenkidi

“Eleştiri”nin mahiyeti hakkında bir yazı yazmamı isteyen Millî Kültür Dergisi, galiba, bu işi tam adamına havale etmiş oldu. Zira (BBC televizyonundaki bir “tarih felsefesi” tartışmasında) Pieter Geyl’in Toynbee’ye dediği gibi: “I am going to be very critical”: Çok tenkitçi olacağım; çok sert bir tenkit yapacağım. Bu yazımda önce tenkidin mâhiyeti üzerinde duracak, bilâhare, şahısları yargılamak âdetim olmadığı için, muhtelif disiplinler […]

Continue reading

Hz. Mevlânâ’dan bir rübâî tercümesi

Âteş nezened der dil-i mâ illâ Hû Kûteh neküned menzil-i mâ illâ Hû Ger âlemiyân cümle tabîbân bâşend Hallî neküned müşkil-i mâ illâ Hû Âteş yakamaz gönlümüzü illâ Hû Noksân olamaz menzilimiz illâ Hû Ger cümle cihan olsa tabib bu derde Halleyleyemez müşkilimiz illâ Hû (Türkçesi: Ş. Uçar) Hasan Harakaanî’den bir rübai tercümesi “Esrâr-ı ezel râ ne tü dânî vü […]

Continue reading

Ustamız Boyacı İsmail Emmi

İsmail Emmi’yi Erzurum’un Cumhuriyet Caddesi’nde, geç gelen yaz güneşinin keyfini çıkaran neşeli ve hareketli kalabalık arasında, Hemşin Pastanesi’ne giderken hatırlıyorum. Sakin, mütevekkil çehresinde Anadolu insanının yüzlerce yıllık kahrının izleri: derin çizgiler… Zaman kadd-ü kametini yay gibi eğmiş, derin düşüncelere dalmış, iki büklüm yürüyor. Tezyinatını yaptığı camiden yeni çıkmış; üstü başı yağlı boya lekeleri içinde kalmış; sakalı her zamanki gibi uzamış; […]

Continue reading

Hattat Hâmid’in Âhı

  “Kul bismillah tecid afvullah”; Şeyh Abdülkadir el-Cilâni (el-Gunye kitabında) fevkalâde bir müsecca nesirle besmeleyi şerhederken buyurdukları gibi, “bismillah de afvullahı bulasın!” Biz dahi bismillah diyoruz ki Allah Teâlâ bizi afvü mağfiret buyursun ve günahlarımızı setr eylesin inşallah. Şöyle arz edeyim ki, bihamdillah, gençlik yıllarımda resmî mekteplerdeki tahsil hayatıma ilâveten birçok değerli üstattan istifade edip feyz almak şerefine erişmiştim. Medyûn-u […]

Continue reading

Tarih ve Hakikat’i nasıl anlamalıyız? Gazetedeki röportajın tam metni; 30 haziran, 1 temmuz, 2 temmuz ve devamı… röportajı yapan: Ahmet Can

Tarih ve hakikati nasıl anlamalıyız? Tarih ve Hakikat gibi kelimelere bir anlam vermeye kalkıştığınız zaman aslında bütün dünyayı da anlamlandırmaya çalışırsınız. Bunun farkındayız ya da değiliz. Bana göre, tarih de hakikat de, insanın kendi ruhunu dünyaya yansıttığı pencereden görülen bir şeydir. Bilindik bir sözle tamamlayayım, ‘Bütün anlam bir bakış açısından ibarettir.’ Yani bakış açısına göre tarih ve hakikat farklı algılanabilir… […]

Continue reading

Şahin Uçar ile Mülâkat

ŞİİR HAKİKATİ ARAMA İŞİ “Son Divan Şairi” olarak tanınan Şahin Uçar, şiirin hakikati arama işi olduğunu belirterek, “şiir, hakikati sezgi yoluyla aramaktır. Ve her şair kendine mahsus şiir diliyle bu hakikati ifade eder” diyor. Prof. Dr. Şahin Uçar tarih felsefesi ile alakalı düşünceleri, tezleri ve eserleriyle tanınan bir bilim adamı. Ama şair kimliğiyle de kültür çevrelerinin âşinâ olduğu bir sima “Şeydâ […]

Continue reading

şarkı söyle bana, gözlerimi al…

“Gannî lî ve huz aynâyî” I. Sonsuzluğun ufkundaki kuşlar Her sırrı bilir, vakti bilirler Yağmur kokusundan mıdır onlar? Onlar ki gelir, gerçek olurlar Teşbihteki bir sır gibi düşler Kalbin dilidir, kalbe gelirler Bak kalbine yalnız gezen avcı Gönlündeki dağlar gibi yalnız Sonsuz göğün ufkundaki dağlar Andıkça geçen demleri ağlar Sonsuzluğun ufkundaki kuşlar “Kuşlar mıdır onlar ki her akşâm Âlemlerimizden sefer […]

Continue reading