bilim felsefesi 1. celse

. . . cerrahpaşa 2015-16 BİLİM FELSEFESİ SEMİNERLERİ 1. Hepiniz hoşgeldiniz, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, bilim felsefesi toplantılarımızın bugün ilkini yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Ben konuşmacıların özgeçmişlerine girerek zamanımızdan harcamak istemiyorum, ancak bu toplantıların serencamı ile ilgili bir iki kelam etmek isterim. Malumunuz ben psikiyatri hekimiyim, bir tıp adamıyım. Tıp adamı olarak uğraştığımız hastalara klinik pratikte yaptığımız işlemler, eylemler, müdahaleler var ama her zaman bunun arkasındaki bilimsel düşünüş diğer bilim alanlarında olduğu gibi bir problematik. Rahmetli Ayhan Songar hocadan hatırladığım bir söz var, Stanley Cobb’dan naklederdi. Tıp sanatlarının en eskisi tıp bilimlerin ise en yenisi olarak tasnif ederdi psikiyatriyi. Yani psikiyatri acaba sanatın neresinde, bilimin neresinde, felsefenin neresinde? Bu tartışmalar zaten günlük pratiğimiz içinde yürüyor, ancak haliyle bir yönüyle de araştırmacı kimliğiniz var. Klinik pratikte bile araştırıcı kimliğiniz olmasa da, karar vermeniz gereken ortamlar var, bir hükme varmayı gerektiren. Hâlbuki biliyoruz ki İbn-i Sînâ da benzer problemleri yaşadı, Aristo yaşadı, Hipokrat yaşadı, bu karar vermenin zorluklarıyla ilgili, hatta güzel bir de aforizması vardı Hipokrat’ın: “vita brevis ars longa” diye başlayan,“occasio preaceps, experimentum periculosum, iudicium difficile” diyor, yani hüküm vermek de zor. Karar vermek kısmı oldukça zor. Ancak günümüz koşullarına geldiğinde psikiyatri bir ilim olma, ilmi bir hüviyet kazanma mahiyetini ispat etmek sadedinde diğer bilimlere […]

Continue reading

Dictum

“philosophical principles can only be understood in their concrete expression in history.” tolstoy

Continue reading

kitab al-khazari

http://www.sacred-texts.com/jud/khz/khz01.htm I WAS asked to state what arguments and replies I could bring to bear against the attacks of philosophers and followers of other religions, and also against [Jewish] sectarians who attacked the rest of Israel. This reminded me of something I had once heard concerning the arguments of a Rabbi who sojourned with the King of the Khazars. The latter, as we know from historical records, became a convert to Judaism about four hundred years ago. To him came a dream, and it appeared as if an angel addressed him, saying: ‘Thy way of thinking is indeed pleasing to the Creator, but not thy way of acting.’ Yet he was so zealous in the performance of the Khazar religion, that he devoted himself with a perfect heart to the service of the temple and sacrifices. Notwithstanding this devotion, the angel came again at night and repeated: ‘Thy way of thinking is pleasing to God, but not thy way of acting.’ This caused him to ponder over the different beliefs and religions, and finally become a convert to Judaism together with many other Khazars. As I found among the arguments of the Rabbi, many which appealed to me, and were […]

Continue reading

kasîde der tevhîd-i hazret-i bâri

bu kasidemi Prof.Dr. Mustafa İsen divan edebiyatında kasideler kitabında neşretmiş (gerçi ben o kitabı görmedim) Kaan Dilek osmanlı alfabesine çevirmiş, ihvanforum diye bir sitede de iktibas edip yayınlamışlar. fakat bazı kelimelerin eski yazılı imlasında hatalar var, onları da bilenler düzeltsin artık 🙂 fehmeyler ânı şehrimizin nüktedânları… 🙂 🙂 “türk edebiyatında tevhidler” kitabindaki benim tevhid kasidesinin pdf si. mustafa isen. bu neşrin linkini gönderen arkadaşa teşekkürler. https://cdn.fbsbx.com/…/18…/%C5%9Feyd%C3%A2-tevh%C3%AEd.pdf… kitaptaki biçimi değil facebookda şimdi neşrettiğim şekildeki azeri diyalektindeki imlası daha doğru . hatta, asıl orijinal söyleyiş tarzı daha da koyu bir karapapak diyalekti olup mesela “gibi” kelimesi aslında “kimi” şeklindeydi…öyle okununca sesi benim kulağıma daha hoş geliyor aslında… türkiye türkleri yadırgamasın ve anlayabilsin diye o kelimeyi “kimi” yerine şimdi dahi “gibi” imlasıyla yazdım … . kasîde der tevhîd-i hazret-i bâri قاصیده در توحید حضرت باری . gül faslı gelip oldu gönül bülbül-i şeydâ hem başladı efgâne görüp bir gül-i ra’nâ . گل فصلی کلوب اولدی کوکول بلبل شیدا هم باشلادی افغانه کوروب بر کل رعنا . gül aşkına eylerse anâdil bu figânı ey gonca-i ra’nâ ne içün sende bu sevdâ . کل عشقینه ایلرسه اکادل بو فغانی ای غنجه رعنا نه ایچون سنده بو سودا . çün bülbül-i şeydâ güle etdikçe temennâ gül […]

Continue reading