TYB den 40 yılda 40 kültür şahsiyetine vefa
Türkiye yazarlar Birliğinden 40 yılda 40 kültür şahsiyetine vefa ödülü
Türkiye yazarlar Birliğinden 40 yılda 40 kültür şahsiyetine vefa ödülü
videmus nunc per speculum in aenigmate: tunc autem facie ad faciem. nunc cognosco ex parte: tunc autem cognoscam sicut et cognitus sum. biz şimdi bir söz muamması içinden, karanlıkta bir ayna vasıtasıyla görüyoruz: Ama daha sonra doğrudan doğruya göreceğiz. Şimdi onu kısmen idrak ediyorum. ama daha sonra idrak edildiğim kadar idrak edeceğim/görüldüğüm kadar göreceğim…
(İlim ve Sanat Dergisi, s: 28, 1991) Bu yazımızda, kendi “epistemoloji”miz (marifet nazariyesi; bilgi teorisi) ve şiirin mahiyeti üzerinde durmak istiyoruz. 20 yıl kadar önce, estetik teorilerini araştırırken “Einfühlung” tabiri ile karşılaşmıştım. Bu teoriye göre insan sanat eserini incelerken mevzuu ile bütünleşip, aynileşerek, tıpkı o eseri meydana getiren sanatkâr gibi bir yakîn bilgisine “bir anlayış”a (verstehen) erişebilirdi. Yine
Kızım Fatma Uçar’a mef’ûlü, mefâîlü,mefâilü, feûlün. Vaktâ ki kadem bastı bu dünyâ üzre âdem Her lahza geçen ânı unutmakta dem-â-dem Bir nağme ki her dem değişir kalbi zamânın Efsûs… geçen günleri kalbim, unutursun Yâdında kalır belki şiir kalb-i zamânın Yâdında kalır belki şiir söylediğim gün Efsûnu geçen demlere kalbim gibi hem-dem Bir tortu kalır gerçi kadehinde bu
TEŞBİHİN İÇİNDEKİ GERÇEK ve MAZMUN İkinci baskısı İz Yayıncılık’tan çıkan “İslâm’da Mülk ve Hilafet” isimli çalışmasından sonra “Varlığın Mana ve Mazmunu” isimli eseriyle ikinci defa Yazarlar Birliği Fikir Ödülü alan Niğde Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şahin Uçar’la eserleri üzerine konuştuk: ——————- Mana ve mazmûn dendiği zaman hemen aklımıza Divân Edebiyatı terimleri gelmektedir. Fakat bunlar eserinizde
Bir bilgi tashihi: Üniversiteye bir yıl geç başladığım doğru ama bunun sebebi imtihan harcı değil. ilk sene üniversite imtihanına girmek yerine, yalnız özel imtihanla öğrenci alınan Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü imtihanlarına girmeyi tercih etmiştim, akademide resim yapma kabiliyeti aranıyordu ve ben baraj olarak konan resim imtihanını geçemedim. Halbuki yalnızca Güzel Sanatlar akademisine müracaat etmiştim. resim imtihanında bir çeşme ve
. Mülk ve Hilafet hakkında. Prof. Dr. ŞAHİN UÇAR. Mülk ve Hilâfet, 160 s., 4. baskı. İst. 2011 (ilk baskı Konya 1992, Şûle Yayınları, Şahin Uçar, tarih felsefesi gibi zor bir alanın hocası ve müellifidir. Doğu ve Batı’nın klasik ve aktüel büyük dillerini bilen, tasavvuf musikimiz bestekârı, tanbûrî ve neyzen, Türk edebiyat tarihinin dîvân sahibi son şairi, hattat
“Güle dair bir neden yok gül açar çünkü açar/
Ne gözetir kendini ne görülmek arzular..”
Angelus Silesius. Merhum Sedat Umran çevirmiş…
.
“Üstünde Gül biten bir toprağın ‘kil’ tabakasına
o gülün kokusu sinmiş, ve o kilde dahi bir gül kokusu
peydâ olmuş”… Kil dermiş ki: “ben bir müddet gül ile
komşu oldum/ bu gül kokusunu o gülden aldım”
Gülistan, Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî
.
Ey Gönül, Gel! Gör! İbret al!
Bir avuç kilden topraktan gül biter…
Topraktan gül nasıl biter?
Tohum nasıl oluyor gül?
.
Tohm-u gül, güldür, gül açar,
Bu cansız ‘kil özü’nden ne alır gül?
bir gül açmışsa eğer gâyesī var, cânı var
Gül mü asıl, Kil mi asıldır, ey dil?
.
.
[…]
Gülün Sırrı- my poem and its translation to English: “Secret of the Rose” Continue »
Eritis sicut Dei, bonum et malum cognoscétis!
(Tanrı gibi olacaksınız, iyi ve kötüyü bileceksiniz!)
Lionel Trilling ve Edward Wasiolek’ten tercüme
Modern fikir dünyası üzerinde büyük tesiri olan Rus yazarı Dostoyevski’nin eserlerinde hürriyet ve sosyal organizasyon problemleri hakkında esaslı felsefî spekülasyonlar vardır. Dostoyevski’nin bu yönü üzerinde duran kısa bir makale ile “Karamazof Kardeşler” adlı eserindeki “Büyük Engizisyoncunun Menkıbesi” kısmına dair iki tefsiri tercüme ederek Türk münevverlerinin dikkatine sunuyorum. Dostoyevski isimli ilk makale ve “Büyük Engizisyoncu”nün şerhlerinden biri E. Wasiolek tarafından, diğer tefsir ise L. Trilling tarafından yazılmıştır. Bilhassa “Büyük Engizisyoncu” menkıbesinde Dostoyevski […]
.
.
[…]
Beşir Ayvazoğlu, İslam Estetiği ve İnsan, Beşir Ayvazoğlu’nun İslam Estetiği ve İnsan kitabında Şeyda Divanı: .Divan şiirini klasik tarzda devam ettiren şairlerden bazıları şunlardır: amil Çelebioğlu, Midhat Sertoğlu, Şahin Uçar (Şâhin-i Şeydâ), Cemal Kurnaz, Mustafa Tahralı. Şahin Uçar’ın “Şeydâ Divanı” (Sivas 1980), Fuzulî vadisinde yazılmış ve klasik tarzda düzenlenmiş bir divandır ve bu özelliğiyle yirminci yüzyıl Türkiye’sinde bir benzeri yoktur.