MYSTICISM / introspective_perspective

GÜL: and its translation to English-Rose

“Güle dair bir neden yok gül açar çünkü açar/
Ne gözetir kendini ne görülmek arzular..”
Angelus Silesius. Merhum Sedat Umran çevirmiş…
.
“Üstünde Gül biten bir toprağın ‘kil’ tabakasına
o gülün kokusu sinmiş, ve o kilde dahi bir gül kokusu
peydâ olmuş”… Kil dermiş ki: “ben bir müddet gül ile
komşu oldum/ bu gül kokusunu o gülden aldım”
Gülistan, Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî

GÜL

.
Ey Gönül, Gel! Gör! İbret al!
Bir avuç kilden topraktan gül biter…
Topraktan gül nasıl biter?
Tohum nasıl oluyor gül?
.
Tohm-u gül, güldür, gül açar,
Bu cansız ‘kil özü’nden ne alır gül?
bir gül açmışsa eğer gâyesī var, cânı var
Gül mü asıl, Kil mi asıldır, ey dil?
.
.
[…]

Continue…

Şâhid-i ma’nâ benim, kimdir asıl söz sahibi?

Bismillâhirrahmanirrahim. Allaha hamdolsun ki Kelâm-ı Kadîmi ile Âdeme hitab etmiş. Ve beşeriyete o Kelamın nûrunu teblîğ eden Muhammed’e salat ü selam olsun: İşte o Kelam-ı Kadim’den bir ayet: “Haleka’l-insân; allemehu’l- beyan “: Hak yaratdı insanı; talim etdi beyanı.“ Bir başka âyetde diyor ki: Güzel kelime kökleri yeryüzünde dalları gökyüzünde büyüyen bir ağaca benzer.Bakara suresinde kelama dair bir ayet daha var: “Ve alleme Âdeme’l -esmâe küllehâ”: Ve Âdeme bütün isimleri öğretdi.“

Allah Âdeme bütün isimleri öğretdi… Yani insana düşünmeyi ve her şeyi ismi ile çağırarak teshîr etmeyi, büyüleyerek hükmetmeyi Allah öğretdi. Kelam Allah tarafından bahşedilmiş bir kabiliyet. Gerçi, “lisan insanların bazı ses sembolleri –kelimeler- kullanmak için kendi aralarında bir anlaşmaya varmaları ile mi meydana gelmiştir, yoksa ilahi menşeli midir?” meselesi hakkında, lisan felsefecileri arasında, Heraklit’ten beri devam eden bir takım […]
.
.
[…]

Continue…

şiir cinlerin şarabıdır ve hakikat işte bu şarapta gizlidir

“poesis est vinum daemonum et in hoc vino veritas!” “şiir cinlerin şarabıdır ve hakikat işte bu şarapta gizlidir!” sâgar-î işret habâb-î sâf-i sahbâ tek nigûn!… . İşbu iki farklı latin deyişini birleştirip, çok az ekleme ve tadilat yapmak suretiyle, bu basit meyhane reklamını derin anlamlı bir yüksek şiir nümûnesine dönüştürerek söyleyen şair ise şahin uçar’dır; ki bu sözüm dahi bir …

şiir cinlerin şarabıdır ve hakikat işte bu şarapta gizlidir Continue »

Şâhid-i Mazmûn Menem Dîger Nîst…

Varlığın Anlamı, 3.baskı için Mukaddime: Bismillâhi ve’l-hamdü lillâhi alâ külli hâl. Ve’s-salât ü ve’s-selâm alâ Muhammedin il-mübeşşer fî’l- İncîl. Ve kâne vasfihi Faraklit… Allah adıyla ve içinde bulunduğumuz her hâle hamdolsun. Ve Salât ü Selâm Muhammed’e ki İncîl’de müjdelenmiştir. Ve vasfı da “Faraklit” (Paraclitus) idi.. Faraklit, “sığınacak bir liman”, bir “rahatlatıcı kişi” ma’nâsına da gelirmiş; hattâ derler ki bu kelâmın …

Şâhid-i Mazmûn Menem Dîger Nîst… Continue »

YOL

“Dixit Deus ad Mosen:
Ego sum qui sum.” (Tevrat, Exodus, 3:14).

.
YOL
“Ego sum qui sum!”: “Ben, ‘Ben’im!”
Dedi Allâh…
Tûr-u Sînâ’da Mûsâ’ya.
“Nosce te ipsum” :
kendini tanı sen!
Ve “Gnothi sauton!”: Kendini bil!
Yazarmış Delphi Mabedi’nde…
“In culpa est animus qui se
non effugit unquam! “ :
(That mind is at fault which
never escapes itself)
Demiş, erenler de ‘vaktin dem’inde;
.
.
[…]

Continue…

Alâeddin Makaamesi

I
Şafakta gül açarken bir uykusuz geceden
Düştü çiğ tânesi gül yaprağına
İçtim yanâ yanâ ben o şaraptan
Güle geldim geceden…

Serhoş mudur, şeydâ mıdır bilemem
Yâr kokusu gelir gülün terinden
Şerh edemem, söylesem ahvâlimi
Sabredemem, söylemesem hâlimi.
Şikâyetim var öz nağmelerimden…
II

[…]

Continue…

BÂYEZÎD MAKAAMESİ

bu kitabın önsözünden: “Cumhuriyet döneminde Bâyezîd-i Bistâmî ile ilgili adam gibi şiir yazan şairlerin başında elbette ki Şahin Uçar’ı saymak gerekir. Hatta Şahin Uçar’ın bu konuda tek(-el) olduğunu söylemek gerekir. Bayezid-i Bistami’yi onun kadar okuyan, algılayan, anlatan ve yorumlayan ikinci bir şair yoktur. Şahin Uçar’ın şiiri zaten hemencecik bu konuda kendini belli ediyor ve kendine olan özgüvenle ‘ben buradayım’ diye …

BÂYEZÎD MAKAAMESİ Continue »

Kumru

numan hocaya gül şiirini okuduktan sonra bizim eve bir kumru misafir geldi. kumrunun yuvasında dahi merhaba yazdığını bu akşam numan hocam söyleyince farkettim ki bu da bir “selâm-ı ma la kelâm”. mâverâdan geldi işte bir selâm, “mâ lâ kelâm”/ merhabâ ey kumru cânım, cân-ı cânım merhabâ/ bârekallah ger nühüfte ger selâm-i âşikâr… sübhanallah, v’elhamdü lillah, fe-enzur ilâ âsâri rahmet illâh: …

Kumru Continue »

1. Benlik Meselesi: Ego sum qui sum

1. Benlik Meselesi: 1.1.“ego sum qui sum”( I am that I am): “Ben, Ben’im.” “Bismillah ir- Rahman ir-Rahim. Ve lillâhi’l-maşrıku ve’l-mağribu Fe’eynemâ tuvellû fe-semme vechullâh” Şark da Garb da Allah’ındır. Ve hangi yöne dönüp baksan orada, derhal Allah’ın yüzü ile karşılaşırsın” (el-Bakara 2/115). Ben, benim” diyerek, söze bu “Benlik” kavramı ile başlıyoruz; çünkü, Benliğimiz etrafındaki dünyayı idrâk ederken, yalnızca dış …

1. Benlik Meselesi: Ego sum qui sum Continue »

Nosce te ipsum: kendini bil

1.2. “Ego sum qui sum”: “Ben Benim” “Nosce te ipsum”: Sen kendini bil… “Hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi hür kılacak” Hz. îsâ “Bir zamanlar bir şehzade vardı; bebeklik çağında kendi şehrinden sürülmüş, bir ormancı tarafından büyütülmüş ve bu şartlar altında olgunluk çağına erişmiş olduğu için; kendisini birlikte yaşadığı bu barbar ırka mensup birisi zannediyordu. Bir gün babasının vezirlerinden birisi onu …

Nosce te ipsum: kendini bil Continue »

Scroll to Top