Tarih putu ve modern dünya AYDINLARIN İHANETİ PROF. DR. ŞAHİN UÇAR Akira Kurosowa’nın Raşomon filmini gördünüz mü? Bir adam ve karısı Japonya’da bir ormandan geçerken haydudun biri bunlara saldırıp, adamı öldürüyor ve kadına tecavüz ediyor. Bir köylü de bunları görüyor ve iş olup bittikten sonra, ölen adamın yanına gidip üzerindeki değerli hançeri aşırıyor. Haydut yakalanıp mahkemede yaptıklarını itiraf ediyor. […]
2. solus ipse (I alone), yalnız ben: men menem dîger nist. (ben benim, benden başka bir şey yok) “Since we can not change the reality, let us change the eyes which see it.” “madem ki realiteyi değiştiremeyiz; o halde, haydi onu gören gözleri değiştirelim.” A Byzantine Mystic Şimdi, en başta zikrettiğimiz rübaiye dönerek, benliğin varlığı hakkında bir şüphe ifade eden
YÖK, Mektepler ve İlme Dair1 Bugünlerde YÖK yine iş başında, “İndoktrinasyon”, yani “mecburî eğitim yoluyla ideoloji aşılamak için beyin yıkama” maksadının üniversite seviyesindeki tezâhürü işte bu YÖK kurumu. Üniversite seviyesinde bile hür düşünceyi kabul edemeyen bir kurum. Aslında, bütün kurumsal yapılar, beşerî faaliyetlerimizin bizim irademizden müstakil bir varlık ve işleyiş tarzı kazanmış, bize yabancılaşmış ve bize rağmen işleyen, “yabancılaşma” (alienation) biçimlerinden ibaret değil mi? YÖK
Dil ve Felsefe, TYB Edebiyat Festivali, 12.12.2018. Ve Ali Emiri Kültür Merkezindeki 10 adet “İnsanın Yeryüzü Macerası” başlıklı konferanslar serisinde anlattığım kendi tarih felsefemin bütün videolarını, artık Youtube kanalımda izleyebilirsiniz: Şahin Uçar’ın Youtube kanalı: sahinucar62 Dil ve Felsefe, TYB Edebiyat Festivali, 12.12.2018
Translated by Ahmet Fahrettin Uçar Bismillahir-rahman-ir-rahim In the name of God, the merciful, and the beneficient. He is in a different reality every day (id est, he is a Sustainer who creates the universe anew in each moment) Qur’an “Know well what your eyes behold; what you do not see will be revealed to you.” said Jesus. What do we
Ben sözlerime başlamadan önce hâzırûnu hürmetle, muhabbetle selamlayım. Ama bilmiyorum, ben de çalabilecek miyim zamanınızdan, pek de uzatmak istemiyorum. Zaten, “Niçin bir psikiyatri kongresinde Tolstoy’un rüyalarına, hem de yorum/rüya tabiri yapılır?” diye merak edenleri hemencecik bir nebze rahatlatmak için söyleyeyim. Niye Tolstoy ve neden rüya tabiri? Ben tarihle uğraşırken tarihi bırakıp oradan tarih felsefesine, oradan da rüya tabirlerine geçtim elbette; ancak rüya kelimesini -Arapça orijinalinde olduğu gibi- geniş anlamda kullanıyorum; yani, rü’yet: rü’ya görmek demektir, görüş demektir anlamında, görmek demektir, görüş demektir. Her nevi dünya görüşü, geniş çaplı vizyon dahi bir rüyet sayılabilir. Ben Tolstoy’u en çok etkileyen, biri çocukluk çağlarından biri de olgunluk çağlarından iki önemli rüyasını yorumlayacağım size.
.
.
[…]
Cumhuriyet, Demokrasi ve Devlet1 Hacı Bektâş-i Velî’nin dediği gibi: “Gönül her ne ki fetvâ verirse dil, onu söyler.” Eğer biz de gönlümüzün verdiği fetvâya göre hüküm verecek olursak; aslında bu bahisler çok söz götürür. Halbuki Tevrat’ta Vaiz’in dediği gibi; “Her söz eksiktir ve insan söz söylemeye kâdir değildir.” Cumhuriyet veya demokrasi kavramlarından önce ‘devlet’ kavramı üzerinde duracak olursak; bize göre, bir cemiyette insanların iradelerinden
“tanrı gibi olacaksınız; iyi ve kötüyü bileceksiniz”
“iyi ve kötü ağaç semeresinden belli olur ” tevrat
KELÂM (Logos) translated by Ahmet Fahreddin Uçar
I
İşte sabah yıldızı! işte bitiyor gece
-Uyandırdı dağları – şafağın parmakları-
Ey karanlık gönlümü kavrayan el gizlice-
Seninle doğar Kelâm ve seninle her hece-
Şiir olur akıtır şaraptan ırmakları-
Sularsın gönülleri, o susuz toprakları-
Yağmur olur çilersin toprağa ince ince…
M. Mandelbaum, Encyclopedia of PHILOSOPHY’ den tercüme edilmiştir. Erich Rothacker’in de işaret ettiği gibi, “historicism” (historismus) teriminin nasıl ortaya çıktığı ve önceleri hangi ma’nâda kullanıldığı kâfi derecede incelenmemiştir. Vakıa, bu terimin sonradan kazandığı farklı ma’nâların hepsi ile de yakından münasebetdar olan net bir kullanış tarzına, Carl Prantl’in “Die Gegenwärtige Aufgabe der Philosophie” (1852) eserinde rastlamak mümkündür. Her ne kadar, bu