a critical evaluation of art
a critical evaluation of art Continue »
. . . esrârını mezâmîr’den aldım çaldımsa da mîrî mâli çaldım SALÂ I “-Hey âşıkaan, âşıkaan! Canlar cânı, cân-ı cân…” Seheri uyandırın: Ey çeng! ey rebâb, uyan! Âşık olanda ey dost Artar mârifetimiz Her gün artar, eksilmez Artar muhabbetimiz. Vardım Maraş’a dedim: Zervân, ey sonsuz zamân Uyan ey Zervân uyan! Diriliş vakti bu ân… Maraş bahçelerinde, havuz başında durduk
Son zamanlarda entelektüeller arasında, isimleri cisimlerine delalet etmeyen tuhaf kavramlar hakkında hararetli tartışmalar var: “tarihin sonu”, “medeniyetler arası çatışma”, “medeniyetler arası diyalog”, “dinler arası diyalog” ve saire, vs… İnsanlar medeniyetlerin çatışmalarından bahseden toplantılar düzenliyorlar. Güzel de, hangi medeniyetlerin çatışmasından bahs ediyorlar; yahut medeniyet derken hangi efsanevi “Mağrib-i Ankaa” kuşunu kasdediyorlar acaba? Bu medeniyet kelimesi çok telaffuz ediliyor; amma bu ism-i
Sanal Medeniyet: Medeniyetler çatışması mı, medeniyetin sonu mu? Continue »
Bugün internette sörf yaparken rahmetli Erol Güngör hakkında yazdığım bu mersiyeyi buldum. Bu mısraları yazmıştım vaktiyle, ama tamamen unutmuştum. Ben öğrenci iken Erol Abi ile Marmara Kıraathanesi sohbetlerinden ötürü, süregelen bir dostluğumuz vardı. Hatta Dündar Taşer rahmetli olunca erol abi ve bilhassa ziya abi nin ricası üzerine onun için de bir mersiye yazmış ve ebcedle tarih düşürmüştüm (bkz: : Mehmed
erol güngör hakkında Continue »
Endülüs Gazeli: MUVAŞŞAH . Gannî lî ve huz aynâyi” (şarkı söyle bana ve gözlerimi al) Ümmü Külsum’den Çâresiz ve yalnızca yenmek için zamânı Bu gece bir kahvede şiirler yazıyorum: Şu yağmurlu gecede sigara dumanından Zamânı süzüyorum: zamânın her ânından Çıkıyor bir kafiye-bir hayal ormanından Sisli bir orman gibi sigaramın dumanı Bu ormana mısralar yazıyor… bozuyorum Çâresiz
Endülüs Gazeli: MUVAŞŞAH Continue »
mâdem ki üstâdım yine dem tutuyor; bu şi’rim dahi an-be-ân teşrîf-i kudûmü ile ona peyrev olsun: . “Eğerçi neyem lâyık-ı bahşâyiş-i tü”: her ne kadar senin lutfuna lâyık değil isem de… mef’ûlü, mefâîlü, feûlün Ney dem tutuyor!… Dem be dem âlem ‘Bir şâm-ı garîbâne dönerken Şâir, yine serhoş yine pür-gam Gel şimdi hazân vaktidir ömrün Kan sızdırarak sanki ufuktan
. çal söyle gönül nağmelerin mest-i müdâm et âvare gönül şarkını çal, söyle devâm et çal söyle gönül dem bu demdir dem bu dem bu dem âvare gönül şarkını çal, söyle devâm et 30 yıl önce, gazi üniversitesindeki müzisyen arkadaşım necdet beyi ziyaret ettiğim zaman okuduğum eviç makamındaki bu bestemin, arkadaşımın odasındaki bilgisayar ile yapılmış bir kaydı bu; onun için
eviç şarkı:çal söyle gönül nağmelerin mest-i müdâm et Continue »
Türkiye Yazarlar Birliği : “Yılın Fikir Kitabı” Ödülü, 1995
Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü, 1992 Continue »